October 2010
Her soru karşılıklıdır aga! http://formspring.me/zzeda
çok sıcak. gözlerim ve başım ağrıyor. yarın okul var. ölüyorum. başım boynumu arkaya çekiyor.
uyumalıyım. kol kaslarım bile klavyeye basmaktan şişiyo valla. yarın pazu yapmış olarak gitcen galiba okula. ya da bisepsleri şişiririm devam edersem…
Ciao.
Anlamını bilmiyorlar, BİLMİYORLAR İŞTE. Ne anlama geldiğini, nasıl olduğunu, ne olduğunu, ne hissettiğimi bilmiyorlar. Anlamıyorlar duygularımı. Binlerce insanın profil resmi olan bişeyden bahsediyorum, DÜŞÜNMEDEN KOYUYORLAR. Belki bir yerlerde, o şey, o koydukları şey, çok anlamlı, onu çok üzüyor. Onu çok özlüyor.
Ama söyleyemem o şeyin ne olduğunu, söylememeliyim.
Neyse, daha fazla zamanınızı çalmayayım,
Ciao.
Evdeyim. Ama anneme haber varemedim, kızar diye. Afedersiniz, g*tüm yemiyo. Çok pis tırsıyorum, karın ağrısı da başka bir taraftan yiyo beni. Babam gelcek olursa kendimi yatağın altına fırlatmayı planlıyorum. Ya da şimdi ablamın balkonuna çıkıp soğukta daha bir azdırabilirim karın ağrımı. Ne yapmam gerektiği hakkında en ufak bir fikrim bile yok. Bana şans dileyin. Oooooooooy.
Bööööyle bişey işte. Milmiyom.
I’m not afraid to take a stand
Everybody come take my hand
We’ll walk this road together, through the storm
Whatever weather, cold or warm
Just let you know that, you’re not alone
Holla if you feel that you’ve been down the same road
(Intro)
Yeah, It’s been a ride…
I guess I had to go to that place to get to this one
Now some of you might still be in that place
If you’re trying to get out, just follow me
I’ll get you there
(Verse 1)
You can try and read my lyrics off of this paper before I lay ‘em
But you won’t take this thing out these words before I say ‘em
Cause ain’t no way I’m let you stop me from causing mayhem
When I say ‘em or do something I do it, I don’t give a damn
What you think, I’m doing this for me, so fuck the world
Feed it beans, it’s gassed up, if a thing’s stopping me
I’mma be what I set out to be, without a doubt undoubtedly
And all those who look down on me I’m tearing down your balcony
No if ands or buts don’t try to ask him why or how can he
From Infinite down to the last Relapse album he’s still shit’n
Whether he’s on salary, paid hourly
Until he bows out or he shit’s his bowels out of him
Whichever comes first, for better or worse
He’s married to the game, like a fuck you for christmas
His gift is a curse, forget the earth he’s got the urge
To pull his dick from the dirt and fuck the universe
(Hook)
I’m not afraid to take a stand
Everybody come take my hand
We’ll walk this road together, through the storm
Whatever weather, cold or warm
Just let you know that, you’re not alone
Holla if you feel that you’ve been down the same road
(Verse 2)
Ok quit playin’ with the scissors and shit, and cut the crap
I shouldn’t have to rhyme these words in the rhythm for you to know it’s a rap
You said you was king, you lied through your teeth
For that fuck your feelings, instead of getting crowned you’re getting capped
And to the fans, I’ll never let you down again, I’m back
I promise to never go back on that promise, in fact
Let’s be honest, that last Relapse CD was “ehhhh”
Perhaps I ran them accents into the ground
Relax, I ain’t going back to that now
All I’m tryna say is get back, click-clack BLAOW
Cause I ain’t playin’ around
There’s a game called circle and I don’t know how
I’m way too up to back down
But I think I’m still tryna figure this crap out
Thought I had it mapped out but I guess I didn’t
This fucking black cloud still follow’s me around
But it’s time to exercise these demons
These motherfuckers are doing jumping jacks now!
(Hook)
I’m not afraid to take a stand
Everybody come take my hand
We’ll walk this road together, through the storm
Whatever weather, cold or warm
Just let you know that, you’re not alone
Holla if you feel that you’ve been down the same road
(Bridge)
And I just can’t keep living this way
So starting today, I’m breaking out of this cage
I’m standing up, Imma face my demons
I’m manning up, Imma hold my ground
I’ve had enough, now I’m so fed up
Time to put my life back together right now
(Verse 3)
It was my decision to get clean, I did it for me
Admittedly I probably did it subliminally for you
So I could come back a brand new me, you helped see me through
And don’t even realise what you did, believe me you
I been through the ringer, but they can do little to the middle finger
I think I got a tear in my eye, I feel like the king of
My world, haters can make like bees with no stingers, and drop dead
No more beef flingers, no more drama from now on, I promise
To focus soley on handling my responsibility’s as a father
So I solemnly swear to always treat this roof like my daughters and raise it
You couldn’t lift a single shingle on it
Cause the way I feel, I’m strong enough to go to the club
Or the corner pub and lift the whole liquor counter up
Cause I’m raising the bar, I shoot for the moon
But I’m too busy gazing at stars, I feel amazing and
(Hook)
I’m not afraid to take a stand
Everybody come take my hand
We’ll walk this road together, through the storm
Whatever weather, cold or warm
Just let you know that, you’re not alone
Holla if you feel that you’ve been down the same road
Bir kız var aslında,
Umursamaz, vurdumduymaz.
Hani, duyar da;
Kulağıma göz kaçtı diyip def eder sizi.
Görür de;
Gözlerim kulaklarıma kaçtı der bu sefer.
Hisseder de;
Bitkisel hayattayım,
Dıt sesinden sonra görüşelim, der.
Yine def eder sizi,
Kaçışınız yok.
Aslında bir kız var,
Ağlak, salak…
Binlerce erkeğe aşık,
Aslında hiç birini sevmiyor bile.
Seveceklerinin iliklerine işlemeye çalışır da,
Kendini sevdirmeyi beceremez.
“Seviyorum” derken,
Arkasında sakladığı
Çaprazlanmış parmakları.
Kaçışınız yok.
Bir kız varmış aslında,
Hani sizin yakanıza yapışır da,
Bıraktığında tam bırakan.
Bir kaç gün sonra hatırlayan,
Hatırlayınca tekrar yakanıza yapışan,
Yaka silkince de arkasını dönen.
Aşık olamayan,
Sevince yapışan.
Kurtalamayacaksınız,
Kaçışınız yok.
Hani bir kız var diyordum,
Tam bir egoist.
Kendine aşık, narsist.
Şiirlerden nefret eder,
Canı sıkılınca şiir yazar.
Yazmayı da sevmez, okumayı da.
Her aynaya bakışında,
Kendinden soğur.
Birileri eleştirince,
Nefret eder.
Aslında nefret eder kendinden de,
Dünyasında tek bir şeye yer vardır,
Ne kadar nefret etse de.
Kaçışınız yok.
Aslında böyle bir kız var.
Ne kadar bilmeseniz de,
Bilmezlikten gelseniz de,
Her ne kadar kendini gösterse de,
Yanından geçip gitseniz de.
Kaçışınız yok!
Aslında böyle bir kız yok sayılır.
Sönüktür bu kız, eziktir bir kere!
Görmeden baksanız da,
Kahkaha ayıp ortalığı çınlatır bu kız,
Duyarsınız bir kere!
Kaçışınız yok.
Böyle bir kız var aslında.
Saçmalamakta üstüne var.
Kelimeleri oynamayı sever de,
Kıyamaz sözcüklerine.
Kötü şiir yazar.
Resim de yapamaz bu kız.
Ressam olmak tek hayali halbuki.
Gösterecek illaki kendini,
Göreceksiniz de,
Kaçışınız yok.
Böyle bir kız var,
Eğer bakmayı bilirseniz,
Hep aynı yerde.
Bir yer de bilmez zaten,
Yarı asosyal bu kız.
Yanınızdan geçip gittiyse,
Vermediğiniz selamı almadıysa,
Kör bu kız.
Sağır bu kız.
Dilsiz bu kız.
Ve aslında var böyle bir kız.
Hep orada,
Kaçışınız yok.
Ciao!
Bu gün ne olacak söyleyeyim mi?
Etüde gitcem. 3 ders kitap okuyacam. 1 ders test çözcem. Eve gelirken abur cubur alcam bakkaldan. Gelip yiyecem onları. Sonra annemler gelcek. Annem bi azarlayacak. sonra ben ağlayacam. Odama gelip müziği açop sosyal çalışacam. Sonra sıkılcam Alamut’u bitirecem. Sonra bilgisayarı kapatıp uyumaya çalışacam.
Evet, etüde geç kaldım.
Hadi Ciao
Ağlamıyorum, sadece gözüme (aşk) kaçtı
Assasin’s Creed’in müziklerini besteyen Jesper Kyd’in bazı bestelerini indirdim ve bu adama da aşık oldum!!! Onun dışında mambo, rumba, salsa müzikleri de araştırıyorum. Sanırım tekrardan bir değişim söz konusu.
Ciao Amigos!
Saçlar çok önemliymiş.
İlk bunu öğrendim ergenliğimin başında. Kimse doğal saçlarıma izin vermiyordu. Hala da vermiyorlar zaten. Kabarık, çok kabarık saçlarımdan memnun-dum ben. Bana olmadığım gibi görünme imkanı veriyordu. Yüzümü saklayabiliyordum. Ta ki birilerinin gelip ne kadar gür saçlarım olduğunu söyleyinceye kadar. Bu “gür”lük zamanla “kabarık” ve ardından da “iğrenç”e dönüştü. Saçlarımı düzleştirdim. Daha da kabardı, iğrenç oldu tam manasıyla.
Yazıyı bitirmek zorundayım. Yarım kalacak ama umrumda değil. Devam edemem.
Annem yarın interneti kapattıracağını söyledi.
Hadi Ciao. Sizi seviyorum.
Odun olduğumu söylemiştim. Ergen bir odun. 13 halkalı bir odun. 13 katmanlı. Belki de 14 yaşındayım deme zamanım gelmiştir. Biliyorum ki, ergen olduğumu söylemek hakaretlere açık kapı bırakmaktır. Biliyorum ki internette tanıştıklarıma olması gerektiğinden fazla güveniyorum. Biliyorum ki, dışardan özentinin dik alası görünüyorum. Biliyorum ki beni sevmiyorsunuz. Sevdirmeye de çalışmıyorum zaten. Güzel olduğumu iddia etmiyorum. Facebook’taki fotoğraflar da sonradan hayalkırıklığına uğramayın diye. Yeni okulumda çok sevilmeyeceğimi biliyorum. Eski okullarımda da sevilmemiştim zaten. Ama benim iki adımı birden kullanmaları benim suçum değil. ikisi birden kullanılınca sapıtıyorum. Hiç aşık olmadım. Olacağımı da zannetmiyorum. Birilerinin beni sevebileceğni bile sanmıyorum. İki yüzlüyümdür. Hatta 13263476527 yüzlü bile olabilirim. Bunları ne olduğumu bildiğimi bilin diye yazıyorum. Yanlışlık olmasın.
Egoistim. Odunum. Ergenim.
O değil de canım sıkıldı.
Hadi Ciao.
20 numaralı daha dolmamıştı, ben en hasta kıyafetlerimle en arkanın 2-3 önüne oturmuştum. Daha mahalleden çıkmadan dolacaktı 20 numara, biliyordum. Çınar marketin oradaki durağa geldik. Aşağıda bir “abi” vardı. Benden en fazla dört yaş büyük. Yüzünde çapkın bir ifade, kıyafetleri beyefendi. Zengin ***iydi belli ki. Yanakları soğuktan hafifçe kızarmış, ağzında bir sakız. Gözleri keskin bakıyor. Bembeyaz bir teni var. Her ergen kızın yapacağı gibi dudaklarına bakıyorum ve ellerine. Dudakları biçimli, kalın, pembe. Elleri kızarmış, ince uzun parmaklarla ödüllendirilmiş. Elmacık kemikleri hafif çıkmış. Biçimli çehresi, açık kahverengi dalgalı saçlarına uymuş. Ne çok zayıf bu “abi”, ne de kilolu. Tam olması gerektiği gibi, mükemmel. Bir müddet daha inceliyorum. 20 numaralı tam dolduğu için ayakta bu “abi”. Rahatça izliyorum. Hareketleri keskin değil. Nazik ve beyefendi davranıyor. Sürekli etrafına, 20 numaranın dışına bakıyor. Arada gözlerini kısıyor. Sakız çiğniyor sürekli. Kısacası benim gibi bir ergen için 30 dakikalığına aşık olunacak ideal erkek.
Çınar meydanına geliyoruz. Aynı durakta iniyoruz. Ama farklı dershanelerdeyiz maalesef. Hızlı bir yürüyüşü var. Geç kaldığı belli. Dershaneye fırtına gibi dalıyor.
Aşk bitti.
Bu da böyle bir ergenliktir işte…
Hadi Ciao Bella.
Bugün Mide spazmıyla arkadaş oldum. Ve onunla evlenmeye karar verdim. Bir süre duruyor duruyor, sonra BAM! Yeniden başlıyor, bir öncekinden daha fena bir biçimde. Beni seviyor canım. Sevmese bana bu acıyı çektirir mi?
Hadi Ciao Bella!
İngilizce dersi yalakasıyım lan! İngilizce klübünün de başkanı oldum. Konuşmam şu,
Ben Eda. 8/… sınıfındayım. Okula bu sene geldim ama bir önceki okulumdan daha çok seviyorum bu okulu. İngilizceyi çok seviyorum. Yabancı arkadaşlarım var. Türkçe şarkı dinleyemiyorum. Bana oy vereceklere teşekkür ederim.
İşte 3 tane aday vardı. Biri 7. sınıflardan bi kız. Popi akıyordu kızdan. O derece yani. Bir tane de sınıfdaşım. İşte arkamızı döndük falan. Ben bir taraftan etek derdindeyim, bir taraftan da sınıfın tamamı beyaz tahtadan yansıyor. İşte oylar veriliyo önümüze dönüyoruz falan filan. O 7. sınıf kızla eşit oy almışız. Ama ben büyük olduğum için ben seçildim :D
İşte yine söz aldım. Maksat reklam:
Küçük sınıflardan İngilizce yardıma ihtiyacı olanlar bana gelebilirler. Yardım ederim
Amaç kendimi sevdirmek değil mi? Ahan da self-reklam böyle oluyor.
Mutluyum ve o gün etütte bir kız gelip “Sen İngilizce Klübünün başkanısın değil mi?” diye sordu. Ben de başımı salladım evet anlamında. O da “Ben sana oy vermiştim” dedi. “Aaa! Teşekkür Ederim” diyebildim sadece. Dün de yine etütte yemekhanede yemek yerken bir oğlan tek başıma oturduğum masaya gelip “Sen bizim klübün başkanısın di mi?” diye sordu. Gülümsedim, başımı salladım yine.
Yemeğimi hemen hızlı hızlı yedim.
Mide spazmım varmış dünden beri. Sabah patlak verdi.
Off be. Ne ağladım bu sabah lan. Çok fena bir şey. Tüm iç organlarım sıkılıyormuş gibi. Berbat bir şey.
Birazdan bilgisayarı kapatıp “Alamut” kitabına geri döneceğim. Zaten kısa bir süreliğine girmiştim.
Hepinizi seviyorum. Bugün bişey olursa unutmayın beni ey halkım! Canım yanıyorrrr!
Hadi Ciao Bella
İyi dinleyin bu şarkıyı
Dün yazdığım “Hayali Apsem…” yazısı, çok duygusaldı, çok ağlaktı. Ama doğruydu. Benim kim olduğumu düşündüğümü yazmıştım.
Böyle şeyler yazarken hep transa geçiyorum gibi oluyor. Kendi kendimi korkutuyorum belki. Ama doğrudur.
Bilgisayarımda yarım kalmış bir yazı var. Hunirella’ya göstermiştim. O yazı gerçekten açık açık beni anlatıyordu. Belki paranoyağım ama, böyle şeyler yazınca bunu okuyanların bunları benim aleyhime kullanacaklarını düşünmeden edemiyorum. O yüzden savunma sistemi geliştirdim gibi oldu. Uzun ve aralıksız yazıyorum çoğu yazımı artık. Bazılarını koymadım daha buloğa. Koyamam da zaten.
Şimdilik bu kadar yeter.
Hadi Ciao Bella.