i scream for ice cream

Month

November 2010

Nov 30, 2010114 notes
Bence insanlar aileleri arasındaki diyalogları Tumblr'a yazarak ailesiyle hava atmayı bırakmalı. Zira işe yaramıyor.

Evet evet. Öyle olmalı.

Nov 30, 2010
Ölüm tek çıkış yolu değildir.

Daha da cool olayım,

Death is not the last way to go out.

(doğruluğundan emin bile değilim heheh)

Nov 29, 2010
Nov 26, 20102,889 notes
Küçük bir kız ne istiyorsa, ben de onu istiyorum!

Ama farklı şekillerde.

Topuklu ayakkabı hayranlığım var.

Annemin ayak numarasıyla benim ayak numaram aynı olduğu için, annemin topuklu ayakkabılarına iç geçirip seneye benim de onlardan giyeceğim umuduyla deniyorum.

Ama elbette, benim istediğim topuklu ayakkabı modeli çok daha farklı. Şöyle ki,

Ben bunları istiyorum işte.

Haa, bunları giyebilmem için daha 10 senem var mı? Var. Ama ben bu tip ayakkabılara aşığım.

Ayrıca, bu ayakkabının modeli Oxford. Ne diyeyim, Love it!

Ciao Amigos!

Nov 21, 2010
Nov 20, 2010215 notes
“Kitaplar zekanın çocuklarıdır.” —(via cileginkalbi)
Nov 18, 20106 notes
Nov 18, 2010
formspring.me

Burda Soruları Sen Sorarsın. Anlaşıldı mı?!?!?!? http://formspring.me/zzeda

Nov 18, 2010
#formspring.me
Nov 17, 201015 notes
Nov 17, 2010316 notes
Nov 16, 2010376 notes
Bu gün binanın girişindeki merdivenlerde, o tek damla kanı gördüğümde

Ağladığımı bi tek bunu okuyanlar biliyo mesela.

Nov 16, 2010
Denizli'de bi kıyafet balosu yapılsa ya. Ben de normal giysilerimle gitsem...
Nov 16, 20101 note
Avcı ile Av/Kan ve Ruh

Avcı, avının gözlerinin içine bakıyor. Son bakışı kaçırmamalı çünkü.

Pençeleri avının şah damarında, pompalanan kan parmaklarının altında.

Bu güzel beden, Tanrısına kurban olarak gidiyor. Acı çektirmeli olabildiği kadar.

Acı çektirmeli, kendi çektiği acılar kadar. Kulağına fısıldıyor mutlak sonunu avının.

Pençeleriyle okşuyor şah damarın atan derisini. Kucağına yatmış bir av, pençeleriyle onu seven ve okşayan bir avcı.

Gözlerine bakıyor avcısının. Gözlerini deliyor. Ruhuna ulaşma çabasıyla deliyor o koca kabuğu.

Ve ulaşıyor.

Avcının gözlerinden damlalar geliyor.

Kırmızı damlalar.

Ruhunun kabuğunu deldi işte avın!

Şimdi ne yapacaksın avcı?

Bitir işini, kabuğunu parçalamasına izin verme!

İzin veriyor yine de avcı.

Avı, bakıyor hala, ne güçsüzleşiyor bakışı, ne de gücü artıyor.

Sadece sektirmeden bakıyor ruha.

Avcının derinlere gizlenmiş ruhunu içiyor, özümsüyor.

Gözlerinden deniz damlıyor acımasız avın.

Kılıcı daha ileriye gidemeyince kendisine saplanmış kabzası. Acı çekiyor ikisi de.

Birbirine karışıyor mavi ve kırmızı. Şafak söküyor pencereden.

Gökyüzünde iki renk var bu sefer, mavi ve kırmızı. İkisi de bunun fakında.

Av, elini kaldırıyor, avcının pençesini tutuyor ve kendini okşuyor.

Bir feryat kopuyor şafak sökerken.

Her taraf önce kırmızıya boyanıyor avcının göz yaşıyla karışmış avın kanının rengiyle.

Sonra mavi dolduruyor dünyayı…

 

Tanrı eşliğinde iki ruh terk ediyor bu mavi ve kırmızıyla dolmuş dünyayı.

_______________________________________

Kurban bayramıyla alakası yok. Bilin diye…

Nov 16, 2010
Tatilsizlikten yakınıyorum, bulunca da bilgisayarın başından kalkmıyorum.
Nov 16, 2010
Nov 16, 2010327 notes
Nov 16, 2010314 notes
Nov 15, 2010
Bi film vaaar. Ama birileriyle paylaşmaya kıyamıyorum

Ağladığım film.

Nov 15, 2010
Next page →
2012 2013
  • January
  • February
  • March
  • April
  • May
  • June
  • July
  • August
  • September
  • October
  • November
  • December
2011 2012 2013
  • January
  • February
  • March
  • April
  • May
  • June
  • July
  • August
  • September
  • October
  • November
  • December
2010 2011 2012
  • January
  • February
  • March
  • April
  • May
  • June
  • July
  • August
  • September
  • October
  • November
  • December
2010 2011
  • January
  • February
  • March
  • April
  • May
  • June
  • July
  • August
  • September
  • October
  • November
  • December